Oh, life is bigger
It's bigger than you
And you are not me
The lengths that I will go to
The distance in your eyes
Oh no, I've said too much
I set it up
herkese selamlar :) uzun zaman sonra yazı eklemek için güzel bir gün çünkü 1 ekim :) herşeyden önce kapadokya yazımı hala yazamadığım için herkesten özür diliyorum.. tahminimce en geç yarın akşama kadar yayında olacak :) fotoğraflar ağzıma sıçacak :S 672 foto ve 2video çektim ki nerdeyse doğru dürüst foto çekmedim :)
dikkat ederseniz ilk önceliğim kapadokya özürü... hayattan beklentiler işte... sonra ki olayıma geleyim :D
spam laf:
"Öncelikle bütün blog ve sanal alemin bayramını gerçekten en içten (ki beni bilenler ne kadar samimi olduğumu bilir ) dileklerimle kutlar, ne kadar büyümüş olsanız da bol harçlıklı - kinder süprizli günler dilerim..."
tnrzclk
Bayramın bayram olduğunu daha bugün fark edebildim ancak... Arife gecesi Kapadokya'dan dönüş yolunda idim... Bayramın 1.gününün saat 03.00 civarında Kadıköy Evlendirme dairesinde misafirlerimi uğurladıktan sonra 04.00 civarında kendi evime bastım... yatıp uyuyup kalkdıktan sonra bayramın 1.gününün akşamı Taksim'deki malum çalıştığım yerde **** bilmem ne partisi için barmenlik amacıyla yerimi aldım... bütün akşam takıldık ettik falan derken bayramın 2.gününün sabahının 06.00 sularında evime gidip uyudum ve 12.00 gibi uyanıp 13.15 otobüsüyle tekirdağ' a ailemin yanına geldim... 15.40 itibariyle merdivenlerde annemi gördüm, göz göze geldik ve gerçekten son 10 senedir bir bayram hiç bu kadar anlamlı olmamıştı... kocaman sarıldım... doya doya öptüm... özlemişim hatunumu :)
That's me in the corner
That's me in the spotlight, I'm
Losing my religion
Trying to keep up with you
And I don't know if I can do it
Oh no, I've said too much
I haven't said enough
I thought that I heard you laughing
I thought that I heard you sing
I think I thought I saw you try
flash back :) @ bayramın 1.günü saat 10.00 suları
bayramın 1.günü akşam partiye kadar randevularımı düzenlemiştim... tabi mahalledeki çoluk çoçuk bayram örgütlenmesinin farkındaydık ev ahalisi olarak.. bu durumdan biraz çekiniyorduk çünkü bizim evde içme suyu dahil hiçbirşey yoktu :) paralarımızı da istanbulun bilimumum ve minumum çocuk nüfusuna bağışlayamazdık :)
saat 10.30 sularında kapımız çaldı... ben o sırada maul iş için WC' de idim.. ev arkadaşım bilgisayarın başında takılmaca üzerine vakit harcıyordu... bayram pek bizim için anlamlı olamamıştı daha... mahallenin çocukları müthiş bir ısrarla kapıyı çalıyorlardı.. içimden ev arkadaşımın kapıyı açmayacağını biliyordum ama bu kapı zili olayına ne kadar dayanabileceğine dair pek bir fikrim yoktu... ve sonunda patladı;
(ev arkadaşım kapıyı ısrarla çalan çocuklara dayanamaz ve sinirli bir şekilde kapıyı açar )
"Israrla niye çalıyorsunuz lan zili?"
"bayramınız kutlu olsun abi"
(ev arkadaşım yumuşar)
"sizinde" (etrafta verecek çukulata falan bulunmamaktadır... evde minik bir tarama yaptıktan sonra verilecek şey bulunur; evdeki bir kutu trident splash :) )
"teşekkürler abi..."
ve saat 11.37 gibi evden çıkıp gideceğim yere 12.07 gibi vardım... benim saat takıntım olduğu
için devamlı saate bakarım...
yol boyunca insanları izledim.. ya da onları beni... onlara göre garip olan bendim galiba..? hanfendiler ve beyfendiler süper özenli kıyafetlerini giyerken ben hafif hayatla ilintisini koparmış spor takılıyordum... çiftler el ele, ellerinde çukulatalarıyla bir yerlere birilerini ziyarete gidiyorlardı... minik minik çocuklar en güzel eteklerini, bayramlıklarını giyip müthiş mutlu bir şekilde geziyorlardı... bayram onlar için hala vardı; bende ise uzun süreler önce vefat etmişti...
flash back @ çok geri....
yıllar öncesine gittim tabi... bizimde bayramı bayram gibi geçirdiğimiz gibi... ailenin bütün fertleri büyükbabamın evinde toplanırdık.. arife gecesi kocaman kocaman sofralarda yemek yerken, ailenin kadınları mutfakta hazırlık yapar, ailenin erkekleri uzun zamandır görüşememenin verdiği sohbetlerini yaparlardı... biz de ailenin çocukları gürültü yapardık :) gece 12ye doğru, hadi yarın sabah camiye gideceğiz diye zorla yataklarımıza yatırırlardı...
sabahın bir köründe kalkıp, sürüye sürüye camiye giderdik... bütün köy ahalisi genci yaşlısı camide namazdan sonra cami bahçesinde bayramlaşırdı.. aile büyükleri silahları pat pat atar, bayram resmen başlardı..
sabah kaymaklı, sütlü, köy peynirli, çiğ falan süper bir kahvaltının ardından benim en sevdiğim fasıl olan harçlık toplama safhasına gelirdik :) deli gibi harçlık topladıktan sonra etrafa ziyarete giderdik.. gittiğimiz her evde yemek sofrasına oturtulmak adetti bizde.. ve yemek yemek de zorunlu...
öğle saatlerinde bütün ev halkı toplanır, mezarlığa büyükbabama giderdik... herkes dualarını ederdi.. babaannemin ne kadar güçlü bir kadın olduğunu aslında her seferinde tekrar tekrar görürdüm...
mezarlıktan sonra, çevre köylerden birinde muhakkak bayram yeri olur, oraya giderdik... leblebi tozu, çekiliş, çekirdek falan ne varsa paramızı böyle şeylere harcardık...
sonra annemin köyüne gidip yukarıda saydığım bütün fasılları orada da gerçekleştirir, 10 numara bir bayram geçirirdik...
her güzel şeyin bir sonu, her sevabın da bir günahı vardır işte...
Every whisper
Of every waking hour I'm
Choosing my confessions
Trying to keep an eye on you
Like a hurt lost and blinded fool, fool
Oh no, I've said too much
I set it up
Consider this
Consider this
The hint of the century
@ günümüz...
17.00 civarında bara geçtik... temizlik, bar sayımı, içki dizimi gibi işler bizi bekliyordu... toparlandık kakara kikiri falan yaptık... eski bayramlardan bahsettik... herşeyin anlamsızlaştığından falan... hiçbirşeyin eskisi gibi olmadığından.. en basitinden harçlık bile vermiyorlar artık; bizden bekliyorlar :)
çok sevdiğim rastalı 10 numara insan hakanın sohbetimiz esnasında dediklerini aktarıyorum;
"ya abicim daha validenin elini falan da öpemedik iyi mi... hayır onu bırak, harçlık da vermiyorlar ki anasını satayım.. tam tersine bizden bekliyorlar... ulenn durun ben bir alayım sonra size veririm... sabah mahallenin çocukları kapıyı çaldım.. açtım falan derken, çocuklara şeker ikram ettim... bir tanesi bayram harçlığı falan diye gevelendi, ben de verdim... sonra başka bir grup çocuk geldi.. onlara da şeker ikram ettim.. sonra içlerinden biri dedi ki abi, ayıp olmuyor mu şeker alacak yaşı geçtik diye... Bende para mara yok dedim.. O da bana Mehmetlere(bir önceki gelen çocuk grubu) vermişsiniz dedi... Organize çalışıyor peze**** "
aslında aynı olay bizim mahallede de mevcut... bir tane büyükleri var, organize ediyor bunları.. siz şu eve, siz şu eve falan... süpervizör gibi kızan valla.. büyük dediğim de en fazla 14 yaşında... sonra çocuklara gazoz neyin ısmarlıyor...vay anasını dedim...
neyse...
herkese iyi bayramlar :)
But that was just a dream
Try, cry, why try?
That was just a dream
Just a dream, just a dream
Dream
