ADI KONULMAMIŞ AŞK



Aynaya baktığınızda kaç kere aşık olduğunuzu düşündünüz mü hiç? Kaç kere mutluluktan buluttan buluta atladığınızı, kaç kere acıdan karnınıza kramplar girdiğini ve o acıdan kurtulmak için karnınızı deşesiniz geldiğini hatırlıyor musunuz?


Aşk yorucu iştir. Zaman, karakter, yürek ister tabi bir de 2 kişi J kimi aşklar yıllar sürer, kimisi günler. Kimi aşkların imalatı yorucudur kimisi de kolayca yoğrulur, kimi aşklar gerçektir, kimisi de imitasyon. Ama sonuçta aşk aşktır işte; nasıl olursa olsun, nasıl yoğrulursa yoğrulsun bencildir kendini sever sadece, saygısızdır gönlünüzün kapısını çalmadan ‘dan’ diye girer içeri sonra da müsaade istemeden ‘dan’ diye gider, siz kovalarsanız o kaçar, onu sallamazsanız yakanıza yapışır, ukaladır bilmişliği sever, tepeden bakar insanlara. Onun için en iyisi en güzeli karşısındakidir. Bir de bu meret sol tarafınızdaki kalp denen o organa düştü müydü, Einstein a bile taş çıkartacak zekanızı yıllık izne yollar. Karışık bir şeydir işte aşk. Garip alışkanlıları vardır, yetişme tarzının enteresanlığından dolayı ilginç bir şahsiyete sahiptir, bu yüzden kimi insan onu sempatik görür, kimisi antipatik. Hoş onu nasıl gördüğünüz önemli değildir çünkü sevseniz de sevmeseniz de hayatınızda mutlaka bir kere de olsa size görünür. O seçilmez, seçer. nasıl bir duygudur ki, Ferhat a dağları deldirmiş, mecnunu çöllere düşürüp divane etmiştir? Bu nasıl bir fiziktir ki birbiriyle alakasız kutupları birbirine çeker? Bu ne biçim bir coğrafyadır ki kuzeyi doğuya, batıyı güneye yaklaştırır? Nasıl bir tarih yazar ki ne yaşa bakar ne başa?


Aşk bazen tek kişilik de olabilir hani şu platonik olanlardan. Ya da yıldırım adını da alabilir. Hatta bir bakarsınız hem yıldırım aşkına tutulmuş hem de platonik aşık olmuşsunuzdur. Bir sokakta yürürken, okulda, durakta, apartmanda, kumsalda(işte o anda nerde geziyorsanız orda) çıkıverir karşınıza bir anda. Boyu, gözleri, kıyafeti, saçları, vücudu öyle bir cezbeder ki sizi o anda onun dipsiz gözlerinde boğulmak, yapılı vücuduna yaslanıp uyumak, mini eteğine taktığı kemer olmak istersiniz. Ama o anlıktır işte. Yıldırım aşkınız yanınızdan geçip gider, onu bir daha asla göremeyeceksinizdir belki de fakat aşık olmuşsunuzdur bir kere de yapacak bir şeyiniz olmaz. O kişinin bundan haberi bile yoktur hatta sizden bile belki de. Siz tam anlamıyla platoniğe bağlamışsınızdır duygularınızı. Ömrünüzde bir daha görmeyeceğiniz bir insanı sevmek acıyı beraberinde getirir, uykusuz geceleri, tatsız gündüzleri bir bir arkada bırakarak onu düşünmek ne kadar akilane bir iştir bilinmez ama yaparsınız işte. Çünkü aşıksınızdır, hem de platonik.


Bu platonik zırvası en çok buluğ çağımızda girer hayatımıza değil mi? Lisedeki felsefe hocasına olan hayranlığımızı, babamızın şirketindeki muhasebeci çocuğu aklımızdan çıkaramayışlarımızı, sevdiğimiz için okulun önünde pusu kurup bir numaralı rakibimizi haklayışımızı hangimiz unutabilir ki? Hayatımızın en adrenalin dolu olan ve kalbimize kanın en çok pompalandığı zamanlar platonik aşık olduğumuz zamanlar olsa gerek. Evet aşk 2 kişiliktir, ama aşk karşılığını buldu mu da bir süre sonra monotonluğa karışmamak imkansızdır. 3. aydan sonra karnımızda heyecandan uçuşan kelebeklerden eser kalmaz, stresten kurduğumuz mantıksız cümleler yerini ustaca kurulmuş akademik değeri yüksek kelime gruplarına bırakır. Kan normal olarak seyreder kalbimizde. Aşıkken taktığımız toz pembe gözlükler yerine beyaz gözlük kullanmaya başlarız her şeyi net görmek için. Sevgilimize herkesin içinde çemkire çemkire sana aşığım diye bağırmaktan çekinmeyen bizler, sevgilimize sevgimizi söyleyemeyecek kadar utangaçlaşırız. Yüzümüz kızarır seni seviyorum derken sanki ayıp bir şey söylermiş gibi.



Hayatın en heyecanlı anları platonik aşıkken vukuu bulur, ama platonik platonikliğini bilmeyip yürekten akla taşınmaya kalkarsa sonuç hüsran olur; olmayanı sevmek, gelmeyeni beklemek acı vermeye başlar işin kötü tarafı ise acı çektiğimizin farkına varamamak olur. Platonik aşk yerini karasevdaya bırakırsa insanın ölüm fermanı imzalanmış olur. Sevda içinde ateş olur yanar bireyin. Oysa ki çok uzun yıllar sonra geriye dönüp baktığımızda o platonikleri acıyla değil gülümseyerek hatırlamak ve ‘vay bee! Ben buna aşıktım’ demek en güzelidir.


Aşık olmak güzeldir. İster platonik, ister karşılıklı fark etmez. Ama güzeldir işte; aşk gibi. Tüm düşünceler, tüm duygular yerini bilirse aşkı yaşamak eğlenceli olur, ne olursa olsun. Şimdi aynanın karşısında bir sorun kendinize, en son ne zaman sokakta yanınızdan geçen insana aşık oldunuz?

konuk yazarım Dilek ağacı

0 yorum

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom)