Neden Gümüşlük????
Gümüşlük HakkındaGümüşlük, kültür tarihinin beşiği, Anadolu´nun koy, burun, Yarımadası´nın en batı ucunda doğanın sunduğu nimetlerden nasibini fazlasıyla almış, şanslı bir beldemizdir.Deniz, güneş, toprak, kum, hava ve yeşilin coşkun tonları, rengarenk çiçek ve bitki türü...
Bütün bu doğa harikaları burada birleşerek ruh ve zenginlik kazanmışlardır. İnsanlarda bunları kucaklamak için yüzyıllardır bu kıyılara taşınmıştır. Antik Myndos uygarlığında kalan sur kalıntıları, deniz altındaki dalgakıran, tarihi çeşmeler, kiliseler, sarnıölar, mezarlar, kuyular, paralar ve küpler senelerce evvel buralara yerleşenlerin o günlerde bile bu güzelliklerin farkında olduklarının kanıtlarıdır. Bu yaşlı belde tarih ve kültür zenginliğini bu günlere kadar taşıyarak hak ettiği sevgiyi bulmuştur. Gökkuşağı gibi renkli, bu yörede yaşayan insanlar; bir ayağı karada, bir ayağı denizde, ekonomik ve sosyal gelişmelerini çağlar boyu sürdürmüşlerdir. Denizin elli kulaç derinliklerine meydan okuyarak dalıp ekmek arayan sünger avcıları bu kıyılarda gelişmişlerdir. Özgürlüklerini arayan Heredot´a, Artemis´e, Kral Moussollos´a, Turgut Reis´e evsahipliği yapmış, onbinlerce insanı barındırmış ve kucaklamış kıyılardır buralar... Eski Myndos Kenti kalıntıları ile iç içe yaşayan Gümüşlük Köyü, buraya ilk gelenleri büyüler. Yöreyi tanıyanlar ise her fırsatta buraya gelerek sunulan güzellikleri tekrar tekrar yaşamak isterler.
Bodrum´dan kara yolu ile gelirken, daha sahile inmeden Peksimet Boğazını geçip, yel değirmenlerinin olduğu tepeyi aştığınızda görülen manzara mavi, yeşil ve beyazın mükemmel bir karışımıdır. Kıvrılarak sahile inen yol boyunca narenciye bahçeleri, zeytinlikler, begonviller, şebboylar ve sıcak kanlı köylüler karşılar sizi. Beyaz taş evlerinin hayatlarından el sallarlar size. Dağ ve yamaçlarda dört mevsim hayvanlar düğün eder. Bin bir otu ve çiçeği fışkırtan bu yerde makiler çalı değil; çiçektir. Gübre istemez, denilen bu topraklarda, bahar gelince sırtlar, yamaçlar, kırmızıdan pembeye, beyaza, mora, sarıya boyanır. Yalıkavak üzerinden Geriş´i geçip Çoban Burnu mevkiine geldiğinizde kuzeyden Gümüşlük´e yaklaşırsınız. Burada Ege´nin sonsuzluğunu seyrederken, aşağıda Koyunbaba Koyu sizi oraya inmeye zorlar. Bıçakla kesilmiş gibi duran kayaların ilginç yapısını yakından görmek istersiniz. Halkın, ot kayası diye adlandırdığı bu yumuşak görüntülü yeşil blok kayalar; bir zamanlar dünyanın yedinci harikası Mozole´nin temeline ve Bodrum´un şehir surlarında, denizden denize gemilerle götürülerek kullanılmışlardır.
Denizin ve rüzgarın etkisiyle aşınan kayalar buraya ayrı bir görünüm kazandırır. Üzerindeki sarı ve mor çiçeklerse yanlız buraya özgü olup, kurusalar bile renklerini kaybetmezler. Koyunbaba´dan sonra; incirliklerin, zeytinliklerin varlığını halen koruyan asırlık damların ve çitlembik ağaçlarının içinden geçerek tarihi Myndos Kenti´ne gelirsiniz. Yukarıdan bakınca Leleg´lerin burayı niçin yerleşim merkezi seçtiklerini daha iyi anlarsınız. Denizle karanın uyumlu birleşimi ve adaların muhteşem görüntüsü sizi hayran bırakır.
"Tohum dağıtmak, ekmek şaçmak" anlamına gelen Sporat takım adaları sanki karaya atılacaklarmış gibi sıralanırlar. Onlar atlamasa da Gümüşlüklüler ama yüzerek, ama küçük tekneleri ile ayaklarını adalardan eksik etmezler. Bu adalar bazen hayvanlarına otlak, bazen sofralarına katık, bazen de sandallarına yataklık etmişlerdir; ve aralarında köklü bir güven oluşmuştur. Koyun girişindeki Tavşan Adası´na (Asar) antik şehrin deniz altında kalmış taşları üstünde yürüyerek geçebilirsiniz. Halikarnas Kralı Maussollos´un kurmuş olduğu Myndos kentinin kalıntıları geçen yüzyıllarda ki büyük depremlerin sonucunda kısmen su altında kısmen de toprak altında ve kara üzerinde kalmıştır. Bu nedenle Myndos kenti "Batık Şehir" olarak da anılır. Yüzlerce sene evvelinden gelen gizemleri ile bugün insanlara muhteşem bir büyü yaşatırlar. Arkeolojik sit alanı olması nedeniyle korunan çevre, doğallığını büyük ölçüde korumaktadır. Dönmez Burnu´nun içine kadar girmiş iç liman, bir göl kadar sakindir. En sert havalarda bile denizciler için güvenilir bir sığınaktır. Filibit olarak anılan buraya bugün bir çok ülkenin bayraklarını taşıyan yüzlerce yelkenli ve irili ufaklı tekne demir atmadan geçemezler. Çoğu daha sonraki gezilerini iptal edip burada kalırlar, dönüş zamanları geldiğinde demirleri toplayıp çıkarken adeta gitmek istemiyorlarmış gibi süzülürler. Volkanik çöküntü bir yapıdan oluşan köy eskisi gibi yüz metrelik surlarla çevrili değildir, ama tarihi zenginliklerinden halen kalan izler vardır.
Eski Myndos uygarlığından kalma eserlerden, stadyum, tiyatro, surlar, mozaik platolar, Dalgakıran´dan kalıntılar görülebilir. Bizans çağından kalma kilise bugün sanat evi olarak kullanılmaktadır. Antik çağda öyle bol ve meşhur şarabı varmış ki deniz suyu ile içildiğinde derde deva olurmuş. Bozdağ´dan çıkarılan gümüş madeninden dolayı Gümüşlük adını almış bu yörede, yamaçlarına tutunmuş evlerden sarkan çiçekler buranın güneşinden ve havasından olacak, sizi imrendirir. Çiçekli bir köy evine girin ve oranın hayatından denizden batan güneşi mutlaka seyredin. Evlerin içindeki, kendi dokudukları, ipliğinden maviyi eksik etmedikleri Gümüşlük kilimlerini görün, küçücük pencerelerindeki el emeği göz nuru kanaviçe veya dantel perdelere bakın, Ege kültürünün çok renkliliğini yaşayın orada. Gümüşlük günün kapısını geç açar, geç kapatır. Güneş dağlardan kendini gösterirken ne kadar nazlı davranırsa, batarken daha da nazlanır. Batıdaki Yunan adalarının ardından kaybolduktan sonra bile kızıldan mora çeşitli renklerin dansı uzun süre devam eder. Bu görkemli doğa olayını izlemek bir ayrıcalıktır. Kıyının her bölgesinde, sahilden veya açıktan, kayaların üstünden, yanından her yerinden denize girilebilir bu arada. Mavi Bayrakla ödüllendirilmiş bu sahillerde deniz suyunun berraklığı, temizliği bir harikadır. yüzmek ise dayanılmaz bir keyiftir, bu sularda... Bir de, hiçbir yerde
esmeyen o özgür ferahlatıcı rüzgarın altında güneşlenmek çok daha başkadır. Kışın ve yazın bu özgür rüzgar eksik olmaz; yoksa tepelerde bu kadar değirmenin, denizlerde bu kadar yelkenlinin işi neydi? Süngercilik ve balıkçılık babadan kalma meslektir bu yörede, balık yerleşik halkın sofrasında ekmekten sonra gelir. Yaşar, Çavuş Adası´nın arka yönünde fok balıkları buranın insanları ile beraber olmaktan keyif duyarak yaşamlarını sürdürmeye devam ediyorlar. Bugün yerli,yabancı Gümüşlük´e uğramadan yapamaz. Deniz,yosun ve balığın kokusuna hiçbir yerde bu kadar yaklaşamazsınız. Muhteşem Gümüşlük geceleri başladığı zaman, yıldızların parıltıları koyun durgun sularında oynaşmaya koyulur. Yalı boyunca dizilmiş rengarenk lokantalar size kucak açar ve bütün Yarımada´nın en güzel balığının Gümüşlük´te sunulduğunu kanıtlarcasına hemen deniz kıyısında hazırladıkları o doyumsuz mezelerle donatılmış masalarına oturmadan yapamazsınız. Ve o Çok sessiz geceler, adeta Myndos Tanrıları´nın yıldızların arasından selam gönderir, duygularını yaşarsın ve muhteşem gecelerde hiç uyumak istemezsin.
Gümüşlük' e Nasıl Gidilir??
Bodrum'dan Gümüşlük'e Yalıkavak ve Turgutreis üzerinden gidebileceğiniz gibi, Turgutreis'e giderken İslamhaneleri'nden sapıp Peksimet Köy üzerinden de inebilirsiniz. Yol üç aşağı beş yukarı bir saat sürüyor. Otonuz yoksa, Bodrum'dan çalışan minibüslerle de ulaşabilirsiniz.
Seyrü Sefa Deniz Ambari Gümüşlük
Mavi ile yeşilin buluştuğu yerde muhteşem ada manzarası ve güneşin batışını izlemek isterseniz sizleri Gümüşlük'teki Seyr-i Sefa Deniz Ambarı Balık Restaurantına bekliyoruz.
Sevdiklerinizle buluşacağınız, zamanı unutacağınız, balık ve rakının tadını çıkaracağınız anları sizlerle paylaşmak istiyoruz.
Seyrü Sefa Deniz Ambarı Balık Restaurant'ında sizlere layık damak tatlarını işin uzmanı vedat beyden dinleyebilir, onun tavsiyesiyle özellikle Fener Kavurması ve Saçta Jumbo Karidesi yiyebilirsiniz.
Balık tezgahındaki günlük taze balıklarda istediğinizi de seçebilirsiniz. Tabiki de balığın yanında siz değerli müşterilerimize sunacağımız çeşitli mezeleri de unutmayınız.
Meze dolabındaki 25-30 çeşit meze arasında özellikle çiğ balığı ve kalamar tavayı tavsiye ederiz.Bunların dışında kalamar dolma, kalamar ızgara, ahtapot ızgara ve ahtapot pane şefimizin favorileri arasındadır.
Mezelerin ve balığın ardından akşamı daha da güzelleştirmek için tatlılarımızı da unutmayalım.
Ev baklavası, dondurma çeşitleri, lokma tatlısı ve özellikle Kardak helvası ağzınızda güzel bir tat bırakacaktır.
www.denizambari.com
Deniz Ambarı Gümüşlük
|
| Gümüşlük |
| Bodrum |
| Muğla |
| Türkiye |
| 48400 |
| +90 252 394 45 19 |
| +90 252 394 43 49 |
| +90 252 394 35 13 |




