
geçtiğimiz günlerde murat (ki kardeşim çok yakışıklıdır ) , hüsot (ki kardeşim çok içsel çatışmalar yaşar ) ve ben beşiktaş sahilde, bir tane banka kapağı attık... moralimiz mi bozuktu, dersten mi kaçmıştık hatırlamıyorum valla... tek bildiğim ezgiyle dilo okeyde bizi yenmişlerdi galiba... sonracığıma, biz 7 saat boyunca abartmadan oturduk... güneşin batışı (ki oradan gözükmüyor) falan izledik... hatta bu tinerci - dilenci çocuk karışımı bir çocuk bizden 2.ye para gelmeye istediğinde, höhhh bankı mı satın aldınız dedi... :))
neyse olay o falan değil aslında... biz 3lü bir şekilde takılırken, bir tane teyze uzaktan piskopatça bizi süzmeye başladı... ahanda dedik seni kesiyor - beni kesiyor - hüsot tam sana göre falan derken, teyze yanımıza geldi... elinde tansaş vari bir poşetle dediki;
"ben dedi ölye kokanalar gibi giyinmeyi sevmem, ne o öyle dedi.. Hem bu sıcakta falan.. ciltlerine yazık ediyorlar yazık dedi.. benim de oğlum bilgisayar mühendisi oldu, bilmem ne bankasından çağırıyorlar dedi. sonra dedi ki bu üniversite (bahçehir) amerikalılarınmış doğru mu dedi.. logosunda mı bir yerlerde amerikan bayrağı varmış dedi. biz dedik vallahi bilmiyoruz teyze...biz dedik ytü öğrencisiyiz.. teyze başladı sonra, ıhlamur kasrı - barbaros falan derken yanımızdan gitti"
biz güldük ettik falan derken, hüsot su almaya gitti bize :)) ne alaka di mi :) öyle arada yeşillik olsun işte :))
biz sohbet ederken teyze come back olmaz mı :)) başladı yine bıt bıt bızbız anlatmaya :) çok tatlıydı ama yahhu.. ben böyle hümancıl, tatlı bir teyze görmedim.. hani derler ya, yerlisi olduğu belliydi.. süper tatlıydı.. gitmesini istemekle istememek arasında kaldık valla :)
sonra dedik ki , aslında teyze de dedi ; makarapointi bile aldı gavurlar... valla bizde 3 laz heee yaw her yeri aldılar teyze dedük... sonra bir düşündüm de harbiden her yeri aldı bahşehir üniversitesi... yakında hanedan- beerpoint ve sahil cafeyide alırlar... doğuş grubu nasıl maslak üzerindeki yeri kapatmaya niyetliyse bahçeşehir de her yeri kapatıyor... beşiktaşı bilenler hatırlar; her yer bahçehirin bişiyini bişiyi... yok kütüphane yok dersane, yok yüksekokul falan... mimar sinan üniversitesinin binasını bile satın aldılar...
bu adamlar komple buraları kapatıp, belediyeye ait olan sahil hattını da iç etmesinden çok endişeliyim... hani yerel seçimler falan da yaklaşırken çok acı çok....
birilerinin gelip halka ait olan sahil hatlarını kapatmasından çok şikayetçiyim.. gidip 3-5 kafeye peşkeş çekilmesinden rahatsız olurum... ben denizi izlemek için para vermek zorunda mıyım?? bu yüzden kadıköy iskelesinin yanındaki çay bahçesini yıktıklarında hiç üzülmedim..
darısı kabataştaki yerleri de parsellemeye başlayan seyyar çay bahçelerinin başına....
beşiktaş sahili satarlar mı uleyynnnn demeyin... mesela marmaray projesi bittikten sonra, haydarpaşa garını bir oteller zincirine satacaklarını söyleyen bu devletten, çok şeyler bekleyin ya da beklemeyin...
iTheme Techno Blogger by Black Quanta. Theme & Icons by N.Design Studio. Distributed by eBlog Templates
