
Evet... bloğuma yazmak için Fedex'i konu seçtim :P dünyanın en iyi taşımacılık şirketi. Thomas Freidman' ın da belirttiği gibi dünyayı düzleştiren 10 etkenden sadece biri...
Federal Express Şirketi (FedEx Express) dünyanın en büyük ekspres taşımacılık firmasıdır. Kıyaslanamaz hava taşıma uzmanlığı ve geniş hava/yer alt yapısıyla FedEx Express dünya ekonomi faliyetlerinin %90'lık bir bölümünü 1 veya 2 iş günü içerisinde birbirine bağlayabilmektedir. Süper altyapıları, inanılmaz motive olmuş çalışanları ve her filmde hemen hemen her arkadan geçen kargo kamyonunun üzerinde FEdex logosu vardır... Fedex diye bir kot pantalon markası da var ama o ayrı mesele :)
Mesela Fedex' in süper bir logosu vardır. ben hayran kalırım... görme ile alakalı bir durum. hoş, zaten logo en iyi tasarım ödülünü de aldı o ayrı mesele :) logoyo baktığınızda E ile x arasında bir ok işareti görürsünüz. firmanın her zaman ileriye gibi bir sloganın yansıtıcısı gibi. anlamlı bir logodur. bizimkiler gibi aile soyadlarını yapıştırmamışlar ya da dümdüz yazmamışlar...
Bir de fedex'in PR' nın tavan yaptığı bir film vardır. Cast Away... süperötemsi bir filmdir... ben şimdi anlatmak isterdim ama o kadar yazamam çünkü etkinlikten saparım, o yüzden Hakan Şaşmaz' ın kaleminden aşağıda okumanız tavsiye edilir; (yok okumam senin mevzuya gelelim diyorsan mavi yazıları pas geçin :) )
Hayatının neredeyse her dakikasını programlayan, mesleği gereği her saniye için yarışmaktaki hünerleri ile övünen bir Amerikalı’nın yaşamı 4 sene kesintiye uğrarsa ne olur?
Filmin hemen başında bu soruyla izleyicisini merakta bırakan Zemeckis, sorunun cevabını da Tom Hanks’in canlandırdığı Chuck Noland’a bırakıyor. Uluslararası kargo firması FedEx’in sistem mühendislerinden Chuck Noland, bugün her patronu peşinden koşturacak kadar ideal bir çalışan. Öyle ki, uzatmalı nişanlısına ve hatta sağlığına bile kıymetli dakikalarını bir parça olsun ayıramayacak kadar profesyonel.
FedEx’in düşen uçağından sağ kurtulan Chuck Noland, gözlerini Pasifik’in ıssız adalarından birinde açınca, peşinden koştuğu –Zemeckis’in vurgusuyla “kendisini mahkum eden”- titiz düzeni bozulur. Kendisi gibi adaya vuran kargo paketlerini uzun süre ısrarla açmayacak kadar sadık bir çalışan olduğunu gösterse de artık FedEx’in sistem mühendisi gidecek, ve yerini modern çağın Robinson Crusoe’su alacaktır. 
Merak ve endişe ile başlayan hikayede, Chuck’ın önderliğinde yontma taş devrini, takvimin, halatın, balıkçılık ve ateşin keşfini de barındıran bir zaman yolculuğuna tanık oluyoruz.
Zemeckis, FORREST GUMP’ta da indiği yapısal derinliklerde daha da ileri gidip, insanın fiziksel ve ruhsal sınırları üzerine düşündürüyor bu kez.Değişim göstererek tüm fiziksel zorluklara uyum sağlayan Chuck Noland, İnsanoğlu için en zorlu olanın yalnızlık olduğunu anlayıp kendi Cuma’sını yaratıyor: Bir voleybol topu. 
Adada geçen tüm çekimler ve trajikomik yaklaşımlar oldukça etkileyici. Zaman zaman ağır kalıyor gibi görünen sahneler varsa da Chuck Noland’ın kaza sonrası değişimini vurgulamak için gerekli görülmüş besbelli. Tom Hanks’in, rölünü gerçekçi kılabilmek için önce otuz kilo alıp sonra yirmi kilo vererek zayıflaması da bir başka unsur.
Küçük tesadüfler halinde ortaya çıkan hoş bağlantılar Zemeckis’e hiç de uzak olmayan oyunlar: Evlilik arefesindeki nişanlısının resmi de içinde bulunan, kazadan hemen önce verilmiş ve kaza anında duracak olan köstekli saat, filmin sonuna kadar da önemini ve işlevini koruyacaktır.. Yine son dakikalara damgasının vuracak olan ve dört yıl boyunca açmayıp sahibine teslim edeceği son FedEx paketi. (Baştan sona hakim olan FedEx reklamı ruhunun etkili bir uzantısı olsa bile...) Tabii tüm yaşadıkları sonucu içinde bulunduğu yeni ruhsal yapıyı ifade eden son kavşak sahnesi...
Uzun metraj bir FedEx reklamı olan CAST AWAY, yine de kuşku yok ki iyi bir yapım; çünkü gelişmiş toplumlardaki birçok insanın yaşadığı zaman saplantısını ve yol açtığı kayıpları gösterirken oldukça ekstrem bir konu seçilmiş.
kaynak: http://beyazperde.mynet.com/sinekritikdetay.asp?id=299
gelelim benim derdime... fedex falan hikaye :)) övdüm övdüm bitiremedim derken, işte dank diye acı gerçeği yüzünüze püskürürüm :))
asıl lojistik üzerine incelenmesi gereken birşeyler varsa kesinlikle bizim seyyar satıcılar olmalı... farkında değil misiniz ne kadar organizeler?
Miting oluyor adamlar hemen bayrak çıkartıyorlar... galatasaray yeniyor, taksimde gs bayrakları satılıyor... yaz geliyor dondurma - su falan çıkartıyorlar (sularda soğuk, belli bir yerden geldiği)... iş çıkış saati oluyor hemen kabataşa ve maslak civarına konuşlanıp şarj aleti falan satıyorlar... yağmur yağıyor şemsiyeler çıkıyor... hatta ohannesss olduğum bir sahne, geçen sene ramazanda, trafikte olanlar için oruç paketi yapıp satıyorlardı.. bu ne hür müteşebbis :) bu nasıl bir başarı :) nasıl bir lojistik :) anlayamıyorum... depolarınız nerde? kamyonlarınız nire? supervisor kim ?? falan püsküğüt düşünüyorum...
bizimkilerin bir adı bir de pr' ı yok.... ama eminim en az fedex kadar ciroları vardır :))
nerden nereye,,,,, nasıl da bağladım yahhu :)
iTheme Techno Blogger by Black Quanta. Theme & Icons by N.Design Studio. Distributed by eBlog Templates

5 Ağustos 2008 19:06
Çok fazla fazla gerçek sanırım ....Cin olma bizim has özelliğimiz zaten.