Bu cümleyi sarf eden ben değilmi tabiki de :) Bunu Ayşe Özyılmazel, bugunkü Sabah gazatesinin Pazar ekinde yaptığı röportajda söylemiş.
Pazar günleri, kahvaltı yaparken gazete okumak kadar başka birşey daha bana mutluluk veremez. En az kahvaltı etmekle gazete okumak aynı değerdedir benim için. Bir öğün yemek yemek gibi..
Gazeteyi elime alıp şöyle bir göz atarken, pazar ekinde Ayşe' yi görür görmez, hıh tamam dedim; ve kahvaltıyı falan hemen bir kenara bırakıp röportajı okumaya başladım. Evet ben bu kadına "takık" durumdayım, büyük Ayşe'ye olduğu gibi :) Yazı üslubunu beğenmeyenler, kendisini eğreti bulanlar, şımarıklığını sevmeyenlerle dolu bir çevrem varken benim bu Ayşe tutkum nasıl da büyüyor anlamıyorum :) derken aradığım bütün sorularımın cevaplarını röportaja sıkıştırıvermiş :)

Öncelikle geçen gün seni Yalın'dan kıskandığım için de özür diliyorum Ayşe. Çok gaza gelmiştim :( [ Sanki çok da umurunda benim özür dilemem yaw :) ] Biz erkekler böyleyiz. Çok pis etiket yapıştırırız.

Röportajdan bir alıntı;

Ama Yalın meselesinde çok ayıp edildiğini düşünmüştünüz?

- Okurlarım zaten benim yıllardır Yalın'ı ne kadar sevdiğimi, şarkılarının hayranı olduğumu bilirler. Ama galiba bazen magazin basınında haber kıtlığı yaşanıyor ve bir erkekle bir kadın arkadaş olamaz sanılıyor. Ateşle barut misali. Ama ortada ne ateş var ne barut. Evet bu konuda ayıp edildiğini düşündüm. Ama yine de zamanla herkes neyin doğru olduğunu görecek. Çünkü benim Yalın'la olan dostluğum bir ömür boyu bitmeyecek.


Aslında yukarıdaki soru ve cevabıyla çok da ilgilenmiyorum Bu sadece kendi açımdan bir günah çıkarmadan öteye gitmez. Asıl beni mutlu eden [ki doğru kelime bu değil ] diğer sorular ve cevaplarıydı.

Ne tarz bir ilişkiydi bu, mesafeli mi, çok iç içe mi mesela?

- Ortada bir gönül ilişkisi varsa mesafenin ne işi var yahu.



Dakika bir, gol bir der gibi ... Evet, sevmek - üzülmek - ağlamak... Anlık duygulardan , anlık geliş - gidişlerden bahsediyoruz ve karşı cinsimiz mesafe / zaman gibi kavramlara takılarak bütün bu duyguları silip süpürmek de bir numara. Etrafımızda Ayşeler görmek istiyoruz :)

Asıl öldürücü darbe şimdi geliyor bence ;


Okan Bayülgen'in kadınlarından biri olmak nasıl bir şey? Önceki kız arkadaşlarını bütün Türkiye biliyor. İçlerinde çok güzel mankenler, şarkıcılar var. Hiç kıskandınız mı?

- Hop, bir dakika duralım. Ben Okan'ın kadınlarından biri değilim, hiçbir zaman olmadım. Okan benim hayatıma girmiş bir erkek. Kendine güvenen kadın kıskanmaz. Zaten eski sevgiliyi kıskanmak kadar büyük bir ahmaklık yoktur. Her zaman tehlike yeni kadındır. Ama ben onu bile kıskanmam.


Şu cümle üzerine benim bir yorum yapmam hiç ama hiç uygun kaçmaz.
Atan 1, karşılayan 0.
İlerleyen saat ve zaman dilimlerinde muhakkak bu röportajı hazmedip, tekrar içimde yorumlayıp bloguma kusacağım elbet ama bu arada bloguma gelip geçenlerin bu röportajı kaçırmamaları gerektiğini düşündüm. Röportajın bir kısmını http://sabah.com.tr/pz/haber,54928BFCB5E441F09BBF9B0D1F5A839C.html adresinden okuyabilirsiniz. Tamamını yayınlamamışlar, bu yüzden gazeteyi almanızda fayda var.


Not: Nelson Mandela, M.s ile röportaj ve Yalınla ilgili yazımı kaçırmayın. Altlara düşüyor, etkinlikten sapıyorsunuz! Uyan ey ziyaretçim!

ninni yazım çok beğenilmiş bu arada :) Serhan sen hiç uyuma :P







0 yorum

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom)