dört hafta sonra bir kız çocuğu dünyaya getirecek.
Çift yardım talep ettikleri sekiz doktor tarafından reddedildi.
Beatie'nin cinsiyet değiştirmiş olmasını normal karşılayan tek bir doktor olmuş; Dr. Kimberley James. James Beati'yi kabul etmiş.
Bir kız çocuğu bekleyen Beatie, 10 yıl önce meme ameliyatı olmuş, süt bezlerini aldırmış ve göğüslerini estetik operasyonla düzleştirerek erkek göğüsü görünümüne kavuşturmuş.
Beş yıldır mutlu bir evlilik yürüttüğünü söyleyen Beatie, çocuk umudunu erkek olmasına rağmen hiç kaybetmemiş
Bu yüzden üreme organlarını aldırmamış. Kendisine, 'Neden, eşiniz değil de siz doğurmaya karar verdiniz?' sorusu yöneltildiğinde, cevabı, 'Eşimin zaten iki çocuğu var ve ben her ne kadar erkek de olsam doğurmayı istiyorum. Kendimi bildim bileli böyleydim' diyor
Beatie'nin bir özelliği daha var: O aynı zamanda eski Hawai güzeli! Ama şimdi o günleri geride bırakmış, doğacak bebeğine yoğunlaşmış
Doğacak kızı için, 'O babasının küçük prensesi' diyor ve karnını okşuyor.






Düşünsenize, robot bozuldu. Tamirci çağırdınız. Tamirci soracak abi arıza nerede? Ne diycen orada :D Böyle böyle bir durum var dediğinde tamirci sana, yok abi robot öyle zaten sende bir bokluk var derse napcan :D
Bir gezi yazısı yazıp, insanlara biraz da faydalı olma kararı aldım. Hafta sonları İstanbul'da canı sıkılanlar için yakın yerler modunda bir yazı yazmak istedim. Aslında Bir İstanbul Seyahat masalı adlı yazımı yazıcaktım ama çok canım istemedi. Bunu yazmak daha eğlenceli olacağını düşündüm.
Kumbağ dediğimiz turistik yer, Tekirdağ' ın bir ilçesi konumunda gibi birşey ama değil :) İstanbul' a kaç km o kadarını bilemiyorum. Tabela kültürüm yok :)
Nasıl gidilir? sorusuna basit basit cevaplarım var.
14 ytl karşılığında İstanbul Seyahat
12 ytl karşılığında Şampiyon Hersekli - Kent Çağlar - Hisar Turizm gibi firmalar Esenler otogardan rahat rahat götürmektedirler.
Benim önerim, kötünün iyisi olan İstanbul Seyahati tercih etmenizdir. Yarım saatte bir otobüs kalkmakla birlikte, sizi Kumbağ' a kadar götürmektedir.
Ne kadar sürmekte?
İstanbul Seyahat firmamız 2 saat 15 dakika gibi bir zaman diliminde götürürken, diğer firmalarımız 170 dk. da falan götürmektedir. Biraz dolmuş mantığıyla çalışmaktadırlar :))
Kumbağ' da ne yapılır?
Eğer şanslı gününüzdeyseniz, deniz dalgalı değilse denize girmek tabiki akla gelen mantıklı bir seçenek :) Denizi temiz olmakla beraber, girilebilitesi yüksektir :) Peki denize nerede girilir? hhmmm.. Eğer ailecek gidiyorsanız, Tavsiyem Tarım İl Müdürlüğü kampının oralarda girmenizdir. Biraz daha aile vari bir ortam vardır. Yok biz zıpır zıpır genç insanlar olarak gideceğiz derseniz; ismini tam hatırlayamadığım kızların böyle bara çıkıp dans ettiği falan bir beach club var. En son giriş 15 ytl idi ama son durum nedir bilemeyeceğim. Yok ben gencim daha sakin bir yerde gireyim diyorsanız, limanda girmek güzel gelebilir. Daha maceraperest iseniz, Kumbağ ormanının içine girip, oradan denize inen patikalardan geçerek Kavak Yellerindeki çocuk misali size ait bir yerde denize girebilirsiniz :)
Akşamları ne yapılır? Kumbağ'da yeni yapılan cafe - bar modundaki yerlerde rahat rahat takılabilirsiniz.Her türlü müziğe hitap eden yerler mevcuttur. Yok o kadar benim param derseniz, herhangi bir marketten alkol temin edip limanda (ki çok eser tavsiye etmem) ya da minibüs duraklarının altındaki kumsalda ( tavsiye ederim, çok eğlencelidir.canlı müzik yapan yerler yakın olduğu için, müzik bedavaya gelir ) rahat rahat içebilirsiniz. Yok kardeşim benim param bol diyorsanız, limanda Balık Ali'nin süper yerine gidebilir, ya da Kumbağ orman içindeki dinlenme tesislerinde, enfes deniz manzaralı süper bir yemek yiyebilirsiniz. Eğer tanıdığınızın öğretmen yakını var ise Arzum Öğretmen Evi'nin hem yemekleri hem de manzarası tarafımdan güzel bulunmaktadır.
Gece cıstak cıstak neresi var diye sorarsanız, Kumbağ girişte Club Cevriye adında geçmiş senelerde güzel ve ortam olan yer, bu senede hizmete devam etmektedir (ne hizmet veriyorsa :) ). Tabi bir Aura ya da Halikarnas beklemeyin :)
Son gittiğimde keşfettim, Kumbağ Orman içine Club She süper bir mekan açmış. Eğer orası da hizmet veriyorsa, tercih edilebilitesi daha yüksek :)
Peki nerede konaklarız sorusu en kolay soru olmakta :)
a) Kumsal
b) hiç uyumazsınız
c) günlüğü 10 - 15 ytl 'ye pansiyon
d) günlüğü herşey dahil 35 ytl' ye Kumbağ Otelinde konaklama
e) günlüğü 50 ytl' ye ev
Anlatacaklarım bu kadar.
Kişisel notum: Pazar günü dönüş yapacaksanız, erken saatlerde dönmeniz yoksa telef olabilirsiniz.
- Çok komik ya :))))
- Annemle ( ki aramızda harbiden kuşak farkı var) ortak bir değer yaratıyor :) çok çok gülüyoruz :)
Olumsuz yanları
- Olumsuz bir yanı yok yawww :)) bir programın kötü yanı olmaz mı??
ama durum tespitimi de getirmek istiyorum. benim gibi entellüktüel şımarıkları TV'ye kilitliyorsunuz ...

evet, bu kadar tespitten sonra gelelim benim İzdivacıma :)) bende programa çıkıp göbek atmak istiyorum :) sonra "ah le yar yar" şarkısını dile getirmek istiyorum :) Hiç evlenmemiş, vücudu altın orana sahip ( apple mac gibi albenisi olan ) bir bayanla flörtizm yaşamak istiyorum :) 100lerce defa programa katılıp flörtör olarak tarihe geçmek istiyorum. Bloglarda yakalayamadığım o şöhreti buralarda yakalamak istiyorum. Ve en önemlisi ssk'sı + evi + emekli maaşı + 3 yeğeni + 31 torunu + arsası olan altın oranlı birini bulmak istiyorum :) evet evet bunu istiyorum :) paravan açıldığında, summer gibi iyww diyip, fuckin your high demek istiyorum (içimden tabi)... sonra dışımdan fubar diye bağırmak, gelsin esralar gitsin merveler istiyorum :)
:)) çok şey isiyorum yeap :) bu yüzden kendimi anlayacak tek kişi olan Esra Erol ablama şahsen CV' mi attach edip, mail gönderdim. CC' ye Esra CeyHan'ı , BCC' ye Seda Sayan'ı koydum. Ayşe'lere de attığım maili de forward ettim :)
Çok izdive etmek istiyorum kendimi :)) [ izdive etmek yeni bir kalıp, ben buldum, altını kalın çızgılarla çızalım :) ]
Bu izdivaça gitmemin temel sebebi rating.... Bir okurum bana dediki, evet tnrzclk güzel yazıyorsun ama eksik kalıyor. Çünkü hep kendinden yazıyorsun dedi. Hani herkes okuyup da zevk almayabilir. Genele çok fazla hitap etmiyorsun dedi. Deyim yerindeyse esra ceyhan'ı - seda sayan'ı kadar popülizmden etkilenmemişsin dedi. Bende içimden tamam dedim. Esra Erol yok ötesi işte :)) RAting - halk - bütünleşme :))
süper oldu süper :))
Bu cümleyi sarf eden ben değilmi tabiki de :) Bunu Ayşe Özyılmazel, bugunkü Sabah gazatesinin Pazar ekinde yaptığı röportajda söylemiş.
Pazar günleri, kahvaltı yaparken gazete okumak kadar başka birşey daha bana mutluluk veremez. En az kahvaltı etmekle gazete okumak aynı değerdedir benim için. Bir öğün yemek yemek gibi..
Gazeteyi elime alıp şöyle bir göz atarken, pazar ekinde Ayşe' yi görür görmez, hıh tamam dedim; ve kahvaltıyı falan hemen bir kenara bırakıp röportajı okumaya başladım. Evet ben bu kadına "takık" durumdayım, büyük Ayşe'ye olduğu gibi :) Yazı üslubunu beğenmeyenler, kendisini eğreti bulanlar, şımarıklığını sevmeyenlerle dolu bir çevrem varken benim bu Ayşe tutkum nasıl da büyüyor anlamıyorum :) derken aradığım bütün sorularımın cevaplarını röportaja sıkıştırıvermiş :)
Öncelikle geçen gün seni Yalın'dan kıskandığım için de özür diliyorum Ayşe. Çok gaza gelmiştim :( [ Sanki çok da umurunda benim özür dilemem yaw :) ] Biz erkekler böyleyiz. Çok pis etiket yapıştırırız.
Röportajdan bir alıntı;
Ama Yalın meselesinde çok ayıp edildiğini düşünmüştünüz?
- Okurlarım zaten benim yıllardır Yalın'ı ne kadar sevdiğimi, şarkılarının hayranı olduğumu bilirler. Ama galiba bazen magazin basınında haber kıtlığı yaşanıyor ve bir erkekle bir kadın arkadaş olamaz sanılıyor. Ateşle barut misali. Ama ortada ne ateş var ne barut. Evet bu konuda ayıp edildiğini düşündüm. Ama yine de zamanla herkes neyin doğru olduğunu görecek. Çünkü benim Yalın'la olan dostluğum bir ömür boyu bitmeyecek.
Aslında yukarıdaki soru ve cevabıyla çok da ilgilenmiyorum Bu sadece kendi açımdan bir günah çıkarmadan öteye gitmez. Asıl beni mutlu eden [ki doğru kelime bu değil ] diğer sorular ve cevaplarıydı.
Ne tarz bir ilişkiydi bu, mesafeli mi, çok iç içe mi mesela?
- Ortada bir gönül ilişkisi varsa mesafenin ne işi var yahu.
Dakika bir, gol bir der gibi ... Evet, sevmek - üzülmek - ağlamak... Anlık duygulardan , anlık geliş - gidişlerden bahsediyoruz ve karşı cinsimiz mesafe / zaman gibi kavramlara takılarak bütün bu duyguları silip süpürmek de bir numara. Etrafımızda Ayşeler görmek istiyoruz :)
Asıl öldürücü darbe şimdi geliyor bence ;
Okan Bayülgen'in kadınlarından biri olmak nasıl bir şey? Önceki kız arkadaşlarını bütün Türkiye biliyor. İçlerinde çok güzel mankenler, şarkıcılar var. Hiç kıskandınız mı?
- Hop, bir dakika duralım. Ben Okan'ın kadınlarından biri değilim, hiçbir zaman olmadım. Okan benim hayatıma girmiş bir erkek. Kendine güvenen kadın kıskanmaz. Zaten eski sevgiliyi kıskanmak kadar büyük bir ahmaklık yoktur. Her zaman tehlike yeni kadındır. Ama ben onu bile kıskanmam.
Şu cümle üzerine benim bir yorum yapmam hiç ama hiç uygun kaçmaz.
Atan 1, karşılayan 0.
İlerleyen saat ve zaman dilimlerinde muhakkak bu röportajı hazmedip, tekrar içimde yorumlayıp bloguma kusacağım elbet ama bu arada bloguma gelip geçenlerin bu röportajı kaçırmamaları gerektiğini düşündüm. Röportajın bir kısmını http://sabah.com.tr/pz/haber,54928BFCB5E441F09BBF9B0D1F5A839C.html adresinden okuyabilirsiniz. Tamamını yayınlamamışlar, bu yüzden gazeteyi almanızda fayda var.
Not: Nelson Mandela, M.s ile röportaj ve Yalınla ilgili yazımı kaçırmayın. Altlara düşüyor, etkinlikten sapıyorsunuz! Uyan ey ziyaretçim!
ninni yazım çok beğenilmiş bu arada :) Serhan sen hiç uyuma :P

tnrzclk.blogspot.com:
git uyu be kardeşm
:D
- Dandini Dandini Dastana
- Eşek sıpası uyu
- Fış Fış Kayıkçı
- Uyu yavrum nenni
- Karga seni tutarım
- Bol Soğanlı Börülce
- Hey develer develer
- Çamlıbel'den Çıktım Yayan
- Dandini dandini danali bebek-2
- Dandini dandini danali bebek-3 (remix)
Geri dönüyorum. Kimin umurundaki :) Artık tahmini 5 - 10 günlük (hesaplamadım) Tekirdağ tatilim sona erdi. Solda görüldüğü gibi eşyalarımı toparladım. Yarın akşam bilmediğim bir saatte İstanbul'da olacağım. Bu kadar :)

Alman Medya Kontrol Merkezi’nden yapılan bir araştırmaya göre, Almanya-Türkiye maçını TV’den en çok kadınlar izledi. ZDF’te naklen yayınlanan maçı 14.15 milyon kadın seyrederken, maçı izleyen erkeklerin sayısı ise 13.45 milyonda kaldı. Almanya-Portekiz maçında da kadın izleyiciler çoğunluktaydı. Yine kutlamalarda da kadınlar sayı olarak daha fazlaydı. Stadyuma giden kadınların sayısında da büyük artış bulunuyor.
Bugün blogumda Ayşe serisinin ardından yeni bir seriye başlama kararı aldım. "Benim çevremde de haber var" serisine başlıyorum. Komik, garip bir seri olacağı garanti :) Ama çıkış noktası her yerde bir haber var ile hemen hemen aynı. Tek farkı, herkesin bildiği ettiği değil, sadece benim bildiğim - gördüğüm insanlardan oluşacak.
Bugün aslında konuk olarak kimi alsam diye düşündüm durdum :) Tabi 15dk da pırt diye çıkmış bir fikrin alt yapısı ne kadar sağlam olabilirdiki :) Ama bu heyecanımın etkinlikten sapmaması için telefon listemden birilerine bakmaya başladım. Ve sonunda M.S isimli, eskiden aramızın iyi olduğu şimdilerde gayet benim iplemez tavırlarım ve gamsızlığım sonucunda görüşmediğimiz, ama sevdiğim bir bayan arkadışımı bu işte kullanmaya karar verdim :) Projede ilk olacağı için ismini vermek istemedi haklı olarak. Ortaya yıkık dökük birşeyler çıkma ihtimali yüksekti.
tnrzclk: M.s napıyorsun bugünlerde? Uzun zamandır arayıp sormadığımı bir yana bırakırsak nasıl geçiyor hayatın?m.s : bugüne kadar hiç böyle bir şey aklıma dahi gelmedi falan dememek lazım. Unutmamalı ki mükemmellik ayrıntılarda gizlidir. Gayet şık ve kaliteli bir dış giyimi , tamamen yanlış bir çorap seçimi ile mahvetmeniz işten bile değildir.
tnrzclk: sende işin içine tamamen sıçma kararı aldın o zaman :)

m.s: öyle dememek lazım :D çünkü bu sorunun tam olarak bir cevabı yok. ben kendime göre bir karar aldım, onu hayatıma yansıtmaya karar verdim.
tnrzclk: peki böyle rengarenk çoraplar ne katıyor? annen demiyor mu ne bu kızım, bu yaşa geldin falan?
m.s: yani aslında bunu anlayabilecek kişi sayısı az. evet 20li yaşlara geliyorsun ve insanlar sana hala büyü kızım gözüyle bakıyorlar. annem de bunlardan biri doğal olarak.
tnrzclk: peki senin kendi içinde kendine verdiğin yanıt ne?
m.s : ben de bir garfield'm :D
tnrzclk: orjinal olsak :D
m.s : çeşitlilik, çok renklilik benim için bir rahatlık ve insanların sandığının aksine feminenliğimin bir simgesi durumunda.
tnrzclk: biraz daha konuyu açsan? feminenliğin simgesi derken?
m.s: giyim tarzlarında kıyafeti tamamlayan önemli bir unsur olan çoraplar... buraya kadar kimsenin bir sorunu yok...kadınsı çekicilik ve şıklık için zigzaglar, renkler, çizgiler önemli olduğunu düşünüyorum.
tnrzclk: peki herşey kadınsılık için mi?
Bu çocuk :) Çok güzel ve agresif bir başlangıç oldu :) Dilek' e de hep diyorum "dan" diye girme lafa ama kendim beceremiyorum :)Hepsini ve herşeyi geçtim. Bu en son Ayşe'nin olayına ne diyorsun Okan abi? Ayşe naptın sen ya? "Kadınlar duygusal erkekleri sever, ama sadece sever, güçlü erkeklerle sevişirler" kuralını ihlal ettin...
- Nelson Rolihlahla Mandela (d. 18 Temmuz 1918 Umtata'da, Transkei), Güney Afrika'nın seçimle başa gelen ilk devlet başkanıdır.
- Nelson Mandela, dünyanın en ünlü mahkumu olarak anılır. Güney Afrika'da 27 yıl hapiste kaldıktan sonra 1980'li yıllarda, ırkçılığa karşı mücadelenin bütün dünyada yoğunlaşması üzerine adı duyuldu. 1990 yılında devlet başkanı De Klerk tarafından şartsız olarak serbest bırakıldı. Serbest bırakıldığı zaman 71 yaşındaydı. Serbest bırakılmasına Güney Afrika siyahlarının yanında birçok beyaz da sevindi. Mandela'nın; "Mücadele benim hayatımdır. Hayatımın sonuna kadar siyahların bağımsızlığı için mücadele edeceğim." demesi, halk arasında onu bayraklaştırdı.
İşte böyle bir güzel insan idir kendisi.. Çok da tanımasam da, hayatıyla pek ilgilenmesem de asıl beni şaşırtan [ki aslında burada doğru kelime değil ] 90 yaşında verilen müthiş konser...
Hatta kendisi için iyikidoğdunmandela.com tarzında bir web sitesi bile tasarlanmış. Dünya tarafından bu kadar sevilmek ne kadar hoş ...
Çok saçmaladığımın farkındayım... Çok felsefik yaklaşıp, bocalamaya - duygusallaşmaya ve hatta agresfileşmeye gidiyorum. Bunlar gerçekleşmeden bir an önce bu sahayı terk edip, şımarmaya başlıyorum. :)))
İster inanın ister inanmayın bundan tam 29 yıl sonra yani 50. yaş günümde insanlar da benim için süper bir konserler sinsilesi verecek. Hayalinizde canlandırmaya başlayın. [başlasanız iyi edersiniz yoksa bana sonra bedava davetiye diye yalvarmak zorunda kalırsınız :) ]
Sahnede kimler mi olacak?
- Red Hot Chili Peppers
- Shakira Shakira :)
- Guns Roses
- Amy Winehouse
Türk sanatçılara gelince;
- Ceza
- Dolapdere Big Gang
- Kenan Doğulu
- Ölmezlerse MFÖ :)
- Bengü
- Ege & Ayşe Hatun Önal
- Çamur' un eski solisti Murat Abi
- Görkem'in ruh haline göre belki Piiz
Tabiki şu aralar görüşmeler devan ediyor. [ Hani böyle saçma sapan bir fikrimiz var, 29 yıl sonra sıcak bakar mısınız falan diye... ]
Yer Turkcell Kuruçeşme Arena olacak tabikide. Parkorman ısrar ederse olabilir. Ama birden Hazarfen geldi aklıma :)
Bu arada Nelson Mandela'nın line - up'ı benden kötü. Gidemedim diye üzülmeyin.
Queen + Paul Rodgers, Annie Lennox, Amy Winehouse, Simple Minds, Jerry Dammers, Sugababes, Razorlight, Eddy Grant, Zucchero, Leona Lewis, and Jamelia. Joining them will be South African and African artists Johnny Clegg, Sipho Mabuse, Loyiso
Bu arada aşağıdaki video [eğer youtube mahkeme tarafından kullanım izni verildiyse ] benim doğum günü konserimden, Red Hot Chili benim için Californication çalarken, 29 yıl sonra utube'a düşmüş bir görüntü olacak. :)
Birçoğumuz yaz okulu nedir bilmek bilmemişiz :) [Nasıl bir cümleyse ]
Aramızda birçok arkadaşımın yaz okulunun ne olduğuna dair en ufak bir fikri bile bulunmamakta olduğunu fark ettim ve kendilerini bilgilendirme kararı aldım.
O kadar para verdik diye hayıflanmanızın hiçbir anlamı yok, çünkü verdiğiniz parayı sonuna kadar alacaksınız. Herşeyden önce şunu belirtmek istiyorum ki, bu yazıyı tamamen YTÜ İİBF' ye atfen yazıyorum. Diğer bölümlerde yaz okullarına dair en ufak bir fikrim bile yoktur!!!
Önümüzdeki haftadan itibaren nasıl bir İİBF yaz okulu bekliyor olacak buyrun şöyle bir programa bakalım.
Yaz okulunun ilk gecesi olan 30 Haziran gününün bitiminde bizleri, yeni restore edilen yerde [hocaların eskiden yemek yediği yer ] muhteşem bir OPENING SUMMER SCHOOL PARTY bekliyor olacak. Girişin ücretsiz fakat damsız girilmediğini unutmayalım [ ki bizim fuckültede hiçbir zaman sorun olmadı.] [ Diğer fuckültelerden giriş yapılmayacaktır. ] Peki bizleri sonraki günlerde neler bekliyor olacak? Bilmeyenler için hatırlatmak gerekirse, kütüphaneyle kantin arasında kurulacak platformda 2 günde bir canlı DJ performanslarının yanı sıra, ünlü sanatçılar da bizlerle buluşacak.
Yaz okulu geceleri içinse, yine Yıldız Restaurant' ta [Yeni adı büyük ihtimal Neskayfe olacak, tabelalardan anladığım kadarıyla ] yine DJ' ler eşliğinde çılgın köpük partileri bizleri bekliyor olacak.
Peki gelirken yanınıza neler almalısınız?
Parmak arası terlik , havlu ve bilumum yaz aksesuarları
Vizelere kadar okulda sızma ihtimalinize karşılık aldığınız derslerin not ya da kitapları almanızda fayda olacaktır.
Yaz okulunda zıpır zıpır gezmek ve derslerden A ile geçmek dileğiyle.. EE o kadar para verdik :) { Hele 2. öğretimler :( ]
not: %120 hayal ürünümdür!!!

Bugünlerde Ayşe'lere çok kötü takmış durumdayım. Nedenini tam olarak bende kestiremiyorum ama büyük fanları olma yolunda hızlıca ilerliyorum. Hele Ayşe Arman için bu çoktan gerçekleşti demek doğru olabilir.
Güçlü ve farklı kadın imajı. Biz erkekleri hayran bırakan da bu olsa gerek. Ünlü arama motorumuzda minik bir arama yaptığımda çok da haksız olmadığımı, kendimi çok da dipsiz kuyulara atmadığımı gördüm.
ayşe arman için yaklaşık 672.000 sonuçtan 1 - 10 arası sonuçlar (0,04 saniye) içinde Google buldu.
1 - 10 of 1,560,000 for ayş e arman (About) - 0.29 s Yahoo buldu.
[Bu arada Google - Yahoo kapışmasının farklı bir boyutunu çok yakın zamanda bloguma karalayacağım. ]
Ekşisözlükte ise kendisi için 20 saife yorum yapılmış bayan olma özelliğini de almış. Ve işte bazıları;
- yazılarını sıkılmadan herkes okuyabilir.hayat dolu bir insan yaşamayı ve eğlenmeyi biliyor. herşey yerinde ve zamanında... bunun farkında!
- klasik gazeteciler gibi davranmadığı ve klasik geyikleri yazmayıp kendine göre farklı bir tarz oluşturduğu için çoğunluk tarafından sevilmeyen gazeteci..
- kim ne derse desin, hurriyet pazar'i surukleyen 'kose yazari'dir kendisi...
Yazmaktan sıkıldım..
Devamı ilerleyen gün ya da saatlerde...
Bu arada buradan Bluetoothcan kardeşime sesleniyorum; blogunda Lexmark reklamına tıkladım. Kazandığını 0,5 doların yarısını hesabımda yarın görmek istiyorum :)


1950 Dünya Kupası finali... Maracana Stadı... 200 bin Brezilyalı Dünya Kupası'nı bekliyor. O zamanki lig usulüne göre beraberlik 'Samba'ya kupayı getirecek. Brezilya 1-0 önde... Maç bitiyor... Brezilya: 1 Uruguay: 2... 'Futbol hayattır.'
Deportivo-Valencia... Deportivo yenerse şampiyon olacak... Dakika 90... Hakem penaltıyı verdiğinde şampiyonluğa sadece 20 saniye var. Usta oyuncu Dukiç topun üzerine geliyor... Ve, ve, ve penaltı kaçıyor. Barcelona şampiyon! 'Futbol sürprizdir!'
Real Madrid 2 yıl üst üste Tenerife deplasmanına gelip şampiyonluğu son maçta kaybediyor, hem de muhteşem kadrosuyla. 'Futbol hata kabul etmez!'
1989... Liverpool-Arsenal. Liverpool kendi sahasında 1-0 kaybetse bile şampiyon olacak. Maçta son dakikalar. Arsenal ikinci golü atıp şampiyon olurken Anfield Road yıkılır. 'Futbol acımasızdır!'
1984, Fenerbahçe-Trabzonspor... Beraberlik Fenerbahçe'nin işine gelirken 89. dakika Dobi Hasan kafaya yükselir ve derin bir sessizlik olur. Trabzonspor şampiyondur. 'Futbol zamana yolculuktur!'
21 Nisan 2001... Şampiyonluğa oynayan Gaziantepspor İstanbul'da rakibi Fenerbahçe karşısında ilk yarıyı 3-0 önde kapatır. Anadolu devrimi gerçekleşmek üzeredir. İkinci yarı film yeniden başlar Fenerbahçe 4 gol atarak tarih yazar. 'Futbol tarihdir'
1987... Son üç haftaya Beşiktaş 50 puanla lider, Galatasaray 48 puanla ikinci sıradadır. Beşiktaş, Malatyaspor'a yenilir, Galatasaray Kocaelispor'u yener ve puanlar eşitlenir, sonra Beşiktaş Denizlispor'dan 85. dakikada yediği golle 1-1 berabere kalır ve şampiyonluğu kaybeder. Daha 1 hafta öncesinde Derwall taraftar tarafından yuhalanıp istifası istenmiştir. Aynı Derwall 1 hafta sonra taraftarın omuzlarında 'Büyük Hoca' naralarıyla kulüpten içeri girer. 'Futbol komiktir!'
Sivasspor-Galatasaray, Fenerbahçe-Gençlerbirliği, Ankaragücü-Beşiktaş... Sabır hayatın ve futbolun erdemidir. Bunların arasına sürpriz girer mi? Unutmayın... 'Futbol hayattır...'
1982 Dünya Kupası, yarı final Fransa-Almanya maçı...Uzatma anları... Fransızlar 3-1 önde... K. H. Rummenige oyuna girer ve maç bir anda 3-3'e gelir. Penaltılar sonunda Almanlar, Fransa'yı kupa dışında bırakırlar. Sonraki yıllarda Lineker şöyle der: "Futbol 11 kişiyle oynanan basit bir oyundur. Top gider, gelir ama sonunda Almanlar kazanır." 'Futbol Felsefedir!'













